Liposuction
Diyet ve egzersizle azalmayan bölgesel yağ birikimlerinin cerrahi olarak azaltılması.
Bacak ve kollarda simetrik, dokunmaya hassas ve diyetle azalmayan yağ birikimi lipödemin işareti olabilir. Belirtiler, tanı ve tedavi seçenekleri.
المحتوى التفصيلي لهذه الصفحة متاح حاليًا باللغة التركية فقط. الانتقال إلى الصفحة التركية
Lipödem, deri altındaki yağ dokusunun özellikle bacaklarda, kalçada ve bazen kollarda simetrik ve orantısız biçimde biriktiği kronik bir durumdur. Neredeyse yalnızca kadınlarda görülür. Etkilenen bölgelerdeki yağ dokusu dokunmaya hassas olabilir, kolay morarır ve bacaklarda ağırlık hissine yol açabilir. Gövde ile bacaklar arasındaki oransızlık zamanla belirginleşebilir.
Lipödem çoğu zaman yanlışlıkla yalnızca kilo fazlası olarak değerlendirilir. Oysa lipödemde biriken yağ dokusu, diyet ve egzersizle vücudun diğer bölgelerindeki yağ kadar azalmaz. Kilo veren pek çok kadın, gövdesi ve yüzü incelirken bacaklarındaki hacmin büyük ölçüde değişmediğini fark eder. Bu durum uzun yıllar boyunca “yeterince çabalamamak” gibi haksız bir suçluluk duygusuna yol açabilir.
Nedenleri tam olarak aydınlatılmamış olsa da hormonal ve genetik etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Durumun doğru tanınması, sonuçsuz diyet döngülerinin önüne geçilmesi ve uygun tedavi seçeneklerinin planlanması açısından önemlidir. Bu sayfada lipödemin belirtileri, lenfödem ve obeziteden farkı, cerrahi dışı seçenekler ve lipödemde uygulanan liposuction yaklaşımı ele alınmaktadır.
Lipödem tedavisinin hedefi hastalığı ortadan kaldırmak değil; belirtileri hafifletmek, hastalıklı yağ dokusunun hacmini azaltmak, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini desteklemektir. Bu nedenle tedavi, cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerin birlikte değerlendirildiği uzun soluklu bir süreç olarak görülür.
Lipödemin kesin nedeni bilinmemektedir. Durumun neredeyse yalnızca kadınlarda görülmesi ve sıklıkla ergenlik, gebelik ya da menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde başlaması veya belirginleşmesi, hormonların rol oynadığını düşündürür. Pek çok kadında annede, teyzede ya da kız kardeşte benzer bir bacak yapısı bulunması, genetik yatkınlığın da etkili olduğuna işaret eder.
En belirgin bulgu, bacaklarda iki tarafta benzer biçimde gelişen orantısız yağ birikimidir. Yağlanma kalçadan ayak bileğine kadar uzanabilir ya da daha çok uyluk ve diz çevresinde yoğunlaşabilir; bazı kadınlarda üst kollar da etkilenir. Eller ve ayaklar ise genellikle korunur. Bu nedenle ayak bileği hizasında, ayak ile bacak arasında belirgin bir geçiş çizgisi ya da halka görünümü oluşabilir.
Etkilenen bölgelerde dokunmaya ve basıya karşı hassasiyet, kendiliğinden ya da küçük darbelerle oluşan morluklar, gün sonunda ve sıcak havalarda artan ağırlık ve gerginlik hissi sık tanımlanır. Cilt yüzeyi başlangıçta düz görünebilirken ilerleyen dönemlerde deri altında düğümlü, düzensiz bir doku yapısı hissedilebilir. Diz iç yüzünde biriken yağ dokusu ve değişen yürüyüş biçimi, zamanla diz eklemleri üzerinde ek yük oluşturabilir.
Lipödem, obezite ve lenfödemden farklı bir durumdur. Obezitede yağ artışı gövdeyi, eller ve ayaklar dahil vücudun genelini kapsar ve kilo kaybıyla belirgin biçimde azalır; lipödemde ise yağlanma orantısızdır ve diyetle sınırlı ölçüde değişir. Lenfödem çoğu zaman tek taraflı ya da asimetrik başlar, ayak sırtını ve parmakları da tutar, genellikle belirgin ağrıya yol açmaz ve parmakla bastırıldığında çukurlaşan bir şişlikle seyreder. Bununla birlikte lipödem ile obezite aynı kişide birlikte bulunabilir; ilerlemiş lipödemde lenf dolaşımı da etkilenerek iki durumun özellikleri bir arada görülebilir.
Lipödemin tanısı öncelikle ayrıntılı öykü ve fizik muayeneye dayanır; tanıyı tek başına koyduran bir kan tahlili ya da görüntüleme yöntemi yoktur. Muayenede yağ dağılımının simetrisi, ellerin ve ayakların durumu, dokunmaya hassasiyet, morarma eğilimi, cilt yüzeyinin yapısı ve dokunun kıvamı değerlendirilir. Yağlanmanın ne zaman başladığı, kilo değişimlerine nasıl yanıt verdiği ve ailede benzer bir durum olup olmadığı sorgulanır.
Bacaklarda şişliğe yol açabilecek başka durumların dışlanması değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Gerekli görüldüğünde toplardamar dolaşımına yönelik ultrason incelemesi, lenf dolaşımını gösteren görüntüleme yöntemleri ya da hormonal durumlara yönelik tahliller ilgili branşlarla birlikte planlanabilir. Fizik tedavi, kalp ve damar cerrahisi, iç hastalıkları ve beslenme alanındaki uzmanlarla birlikte çalışmak, tablonun bütün olarak anlaşılmasına yardımcı olur.
Lipödemin evresi; cilt yüzeyindeki değişikliklere, dokunun yapısına ve hangi bölgelerin etkilendiğine göre tanımlanır. Bu sınıflama tedavi seçeneklerinin konuşulmasında yol gösterir; ancak belirtilerin şiddeti her zaman evreyle paralel ilerlemez. Muayenede ayrıca kişinin günlük yaşamda en çok neden zorlandığı, ağrının ve hareket kısıtlılığının düzeyi ve beklentileri ayrıntılı olarak konuşulur.
Bursa'da lipödem değerlendirmesi için muayene günleri ve randevu bilgilerine iletişim ve muayene günleri sayfasından ulaşılabilir.
Lipödemde tedavi planı, koruyucu yöntemler ile cerrahi seçeneklerin birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğu anlayışıyla kurulur. Koruyucu tedavilere karşın ağrı, ağırlık hissi, hareket kısıtlılığı ve hacim artışı günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye devam ediyorsa cerrahi seçenek gündeme gelir.
Cerrahi planlamada hangi bölgelerin öncelikli olduğu, her bölgeden ne kadar doku alınabileceği ve girişimin kaç seansa bölüneceği belirlenir. Bir seansta güvenle alınabilecek yağ miktarının bir sınırı vardır; bacakların ve kolların birlikte etkilendiği durumlarda girişimler genellikle birkaç aşamada, aralarında iyileşme için yeterli süre bırakılarak planlanır. Aşamaların sıralaması, belirtilerin yoğunlaştığı bölgelere ve kişinin günlük yaşam gereksinimlerine göre yapılır.
Planlamada kilo durumu da dikkate alınır. Belirgin obezitenin eşlik ettiği kişilerde cerrahiden önce kilo yönetiminin desteklenmesi, hem güvenlik hem de sonuçların değerlendirilmesi açısından önerilebilir. Cilt elastikiyeti zayıfsa yağ alındıktan sonra cilt fazlalığı gelişebileceği ve ilerleyen dönemde cilt germe girişimlerinin gerekebileceği baştan konuşulur.
Lipödemde cerrahi tedavi, etkilenen bölgelerdeki hastalıklı yağ dokusunun liposuction ile azaltılmasına dayanır. Bu girişim, estetik amaçlı liposuction ile aynı temel ilkeleri paylaşsa da hedefi, doku yapısı ve planlaması açısından farklılık gösterir. Lipödemli dokuda ağrının, hassasiyetin ve hacmin azaltılması öncelikli amaçtır; bu nedenle genellikle daha geniş alanlarda ve daha fazla hacimle çalışılır.
İşlemden önce bölgeye bol miktarda şişirme sıvısı verilir (tümesan teknik). Bu sıvı kanamayı azaltır, ağrı kontrolüne katkı sağlar ve yağ dokusunun çevredeki yapılardan daha kolay ayrılmasına yardımcı olur. Yağ dokusu ince ve künt uçlu kanüllerle, bacağın uzun eksenine paralel, nazik hareketlerle alınır. Bu yaklaşım, deri altında bacak boyunca uzanan lenf damarlarının mümkün olduğunca korunmasını amaçlar.
Lenf dokusunu korumaya özen gösteren bu yaklaşımda titreşim veya su basıncı destekli kanül sistemleri gibi yardımcı yöntemlerden yararlanılabilir. Yöntem seçimi; dokunun kıvamına, etkilenen bölgelere ve alınacak hacme göre yapılır. Belirleyici olan kullanılan sistemden çok, lenf yollarının yerleşimine saygı gösteren nazik bir teknik ve doğru planlanmış güvenlik sınırlarıdır.
Diz iç yüzü, ayak bileği çevresi ve kollar gibi bölgelerde dokuların inceliği ve hassasiyeti nedeniyle daha dikkatli çalışılır. Gerektiğinde girişimler; örneğin bir seansta uyluk ve diz bölgesi, sonraki seansta baldır ve ayak bileği ya da kollar olacak biçimde aşamalı olarak planlanır. Liposuction uygulamalarının genel ilkeleri ve yağ transferi seçenekleri liposuction ve yağ transferi başlığında ayrıca ele alınmaktadır.
Lipödem tedavisinin temelini cerrahi dışı, koruyucu yöntemler oluşturur. Bu yöntemler hastalığı ortadan kaldırmaz; ancak belirtilerin yönetilmesine, ödem ve ağırlık hissinin azalmasına ve günlük yaşamın kolaylaşmasına yardımcı olabilir. Cerrahi planlanan kişilerde de ameliyat öncesinde ve sonrasında sürdürülmeleri önerilir.
Kompresyon tedavisi, etkilenen bölgeye düzenli ve dengeli bir basınç uygulayan, kişiye göre ölçülendirilmiş çorap veya giysilerle yapılır. Lipödemde dokuların yumuşak yapısı nedeniyle daha sağlam örgülü ürünler tercih edilebilir; doğru ölçü ve basınç düzeyi ilgili uzman tarafından belirlenir. Manuel lenf drenajı, deri altındaki sıvının lenf yollarına doğru yönlendirilmesini amaçlayan nazik bir masaj tekniğidir ve özellikle ödemin eşlik ettiği durumlarda kompresyonla birlikte uygulanır.
Düzenli hareket, lipödem yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Yürüyüş, yüzme, su içi egzersizler ve bisiklet gibi eklemleri zorlamayan etkinlikler, kas pompası aracılığıyla dolaşımı destekler. Kompresyonla birlikte yapılan egzersiz, ağırlık hissinin azalmasına katkıda bulunabilir.
Kilo yönetimi de önemlidir. Diyet lipödemli yağ dokusunu ortadan kaldırmaz; ancak eşlik eden obezitenin önlenmesi ya da azaltılması eklemler üzerindeki yükü hafifletir ve belirtilerin ağırlaşmasının önüne geçmeye yardımcı olur. Lipödemi tedavi ettiği gösterilmiş belirli bir diyet bulunmamaktadır; dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni, gerekirse diyetisyen desteğiyle planlanır. Uzun süreli bir durumla yaşamanın getirdiği duygusal yük için psikolojik destek de sürecin bir parçası olabilir.
Ameliyat öncesinde kişi ayakta dururken çalışılacak bölgeler, yağ birikiminin yoğun olduğu alanlar ve geçiş bölgeleri ayrıntılı olarak işaretlenir. Bu çizim, ameliyat sırasında simetrinin korunması ve hangi bölgelerde ne kadar dikkatle çalışılacağının belirlenmesi açısından önemlidir.
Girişim, kapsamına göre genel anestezi ya da sedasyon eşliğinde bölgesel veya lokal anestezi ile yapılır. Önce şişirme sıvısı verilir ve sıvının dokuya yayılması için bir süre beklenir. Ardından birkaç milimetrelik kesilerden ince kanüllerle yağ dokusu alınır. İşlem sırasında iki taraf sürekli karşılaştırılır ve alınan miktar güvenlik sınırları içinde tutulur.
Ameliyatın süresi, çalışılan bölge sayısına ve alınan hacme göre değişir; geniş alanlarda birkaç saati bulabilir. İşlem sonunda kanül giriş yerleri kapatılır ya da sıvının dışarı akabilmesi için açık bırakılır ve kompresyon giysisi giydirilir.
Anestezi türü, çalışılacak alanın genişliğine ve kişinin genel sağlık durumuna göre anestezi uzmanıyla birlikte belirlenir. Geniş hacimli girişimlerde vücudun sıvı ve tuz dengesi ameliyat sırasında ve sonrasında yakından izlenir.
Hastanede kalış süresi genellikle bir gecedir; daha sınırlı girişimlerde aynı gün taburculuk mümkün olabilir. Pıhtı oluşumunu önlemek amacıyla erken dönemde yürümeye başlanması, kompresyon giysisi ve hekimin gerekli gördüğü durumlarda ilaçla koruma uygulanır. Taburculuk öncesinde giysi kullanımı, giriş yerlerinin bakımı ve kontrol randevuları ayrıntılı olarak anlatılır.
İlk günlerde kanül giriş yerlerinden pembe renkli şişirme sıvısının sızması olağandır ve genellikle birkaç gün içinde azalır. Bacaklarda şişlik, morarma, gerginlik ve hassasiyet beklenir. Kompresyon giysisi hekimin belirttiği süre boyunca gün boyu kullanılır; bu, ödemin kontrolü ve cildin yeni konturuna oturması açısından belirleyicidir.
Ameliyattan sonraki ilk günlerden itibaren kısa ve sık yürüyüşler önerilir. Manuel lenf drenajı, hekimin önerdiği zamanda başlanarak ödemin çözülmesine yardımcı olur. Şişliğin büyük bölümü ilk birkaç ayda azalırken, dokuların tamamen yumuşaması ve sonucun oturması altı ay ile bir yılı bulabilir.
Aşamalı girişimlerde bir sonraki seans, önceki bölgenin iyileşmesi ve kişinin genel durumu değerlendirildikten sonra, genellikle birkaç ay arayla planlanır. Kontrol muayenelerinde ağrı, ağırlık hissi ve hareket kabiliyetindeki değişiklikler de kaydedilir.
Masa başı çalışan kişilerin çoğu, çalışılan alanın genişliğine göre bir ile iki hafta içinde işe dönmeyi planlayabilir. Uzun süre ayakta kalmayı veya ağır fiziksel çaba gerektiren işlerde bu süre daha uzun olabilir. Uzun yolculuklarda kompresyon giysisinin kullanılması ve belirli aralıklarla hareket edilmesi önerilir.
Yürüyüş ilk günlerden itibaren teşvik edilir. Hafif egzersizlere genellikle birkaç hafta içinde, yüzme ve su içi egzersizlere ise giriş yerleri tamamen kapandıktan sonra başlanabilir. Koşu, sıçrama içeren sporlar ve ağırlık çalışmaları için hekim onayı beklenir; bu çoğu kişide dört ile altı haftadan sonra mümkün olur.
Ameliyattan sonra da düzenli hareket, uygun kompresyon ve dengeli beslenme, lipödemle yaşamanın kalıcı bir parçası olarak sürdürülür. Bu alışkanlıklar elde edilen sonucun korunmasına ve belirtilerin kontrol altında kalmasına yardımcı olur.
Lipödem cerrahisi, diğer liposuction girişimleri gibi riskler taşır ve bu risklerin bilinmesi kararın bilgiye dayalı verilmesi için önemlidir. Genel riskler arasında kanama, enfeksiyon, anesteziye bağlı istenmeyen etkiler ve yara iyileşmesi sorunları sayılabilir.
Geniş alanlarda ve yüksek hacimle çalışıldığında sıvı ve elektrolit dengesinde bozulma, kansızlık ve bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumu riski artar; bu nedenle bir seansta alınacak miktar sınırlı tutulur ve girişimler gerektiğinde aşamalı planlanır. Nadir ancak ciddi bir risk olan yağ embolisi de bu nedenle dikkatle göz önünde bulundurulur.
Bu girişime özgü olası sorunlar arasında cilt yüzeyinde düzensizlik, iki bacak arasında asimetri, uzun süren şişlik, deri altında sıvı birikmesi, ciltte gevşeklik ve geçici ya da kalıcı his değişiklikleri yer alır. Lenf damarlarını koruyan nazik teknik, lenf dolaşımının zarar görme olasılığını azaltmayı amaçlar; ancak bu olasılığı tümüyle ortadan kaldırmaz.
Bazı kişilerde ameliyat sonrasında belirtiler beklenenden az gerileyebilir ya da zamanla bir ölçüde yeniden belirginleşebilir. Bu olasılık da planlama aşamasında açıkça konuşulur.
Lipödem kronik bir durumdur ve cerrahi tedavi onu tamamen ortadan kaldırmaz. Cerrahinin amacı; etkilenen bölgelerdeki hastalıklı yağ dokusunun hacmini azaltmak, ağrı, hassasiyet ve ağırlık hissi gibi belirtileri hafifletmek, hareket kabiliyetini ve vücut oranlarını desteklemektir. Belirtilerin ne ölçüde azalacağı; lipödemin evresine, etkilenen bölgelere ve dokunun yapısına göre kişiden kişiye değişir.
Alınan yağ hücreleri geri gelmez; bununla birlikte bölgede kalan yağ dokusu kilo alımıyla hacim kazanabilir ve hormonal değişimler belirtiler üzerinde etkili olmayı sürdürebilir. Bu nedenle ameliyat sonrasında da kompresyon, düzenli hareket ve kilo dengesi önemini korur. Bazı kişilerde koruyucu tedavilere duyulan ihtiyaç azalabilir; ancak bu herkes için geçerli değildir.
Geniş hacimde yağ alınan bölgelerde ciltte gevşeklik kalabilir. Bu durumda cilt fazlalığının giderilmesine yönelik uyluk germe ya da kol germe gibi girişimler, iyileşme tamamlandıktan sonra ayrıca değerlendirilebilir.
Lipödem cerrahisinden sonra geniş hacim kaybına bağlı cilt fazlalığı gelişen kişilerde, iyileşme tamamlandıktan sonra uyluk ve kol bölgesine yönelik cilt germe girişimleri değerlendirilebilir. Bu girişimler genellikle liposuction aşamalarından ayrı ve daha sonraki bir dönemde planlanır.
Lipödem nedeniyle bacaklar ile gövde arasında belirgin oransızlık bulunan bazı kişilerde, alınan yağ dokusunun başka bir bölgeye aktarılması gündeme gelebilir; ancak lipödemli yağ dokusunun bu amaçla kullanılabilirliği kişiye göre ayrıca değerlendirilir.
Lipödem hakkında daha ayrıntılı bilgi için lipödem nedir, belirtileri ve tedavi seçenekleri yazısı incelenebilir. Lipödemin tedavi edilip edilemeyeceği, diz ağrısıyla ilişkisi ve diyetin rolü gibi sık sorulan konular ise lipödem bilgilendirme videolarında kısa anlatımlarla ele alınmaktadır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Hangi yöntemin uygun olduğu, kişinin anatomik özellikleri, sağlık durumu ve beklentileri değerlendirilerek hekim muayenesi sonrasında belirlenir. Her cerrahi girişimin kendine özgü riskleri ve olası komplikasyonları bulunur; bu konular ameliyat öncesi görüşmede ayrıntılı olarak ele alınır.
في اللقاء الأول تُناقَش الشكوى والتوقعات والتاريخ الطبي، وتُفحَص المنطقة المعنية بالتفصيل، وتُطلب فحوص إضافية عند الحاجة.
تُقيَّم القياسات التشريحية وجودة الأنسجة والأهداف الواقعية معاً لوضع الخطة الجراحية، وتُناقَش كل مرحلة مسبقاً.
يُجرى التدخل المخطط له بأسلوب تخدير مناسب، وتتم المتابعة المبكرة بعد العملية داخل المستشفى.
تُجرى فحوص دورية أثناء التعافي، وتُحدَّد إرشادات العناية وجدول المراجعة بصورة فردية.
Lipödem kronik bir durumdur ve bugün için onu tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yoktur; ancak belirtiler yönetilebilir. Kompresyon, manuel lenf drenajı, düzenli egzersiz ve kilo yönetimi ağrı, ağırlık hissi ve ödemin hafiflemesine yardımcı olabilir. Koruyucu yöntemlere karşın belirtileri süren uygun kişilerde, lenf yollarını korumaya özen gösteren liposuction ile hastalıklı yağ dokusunun hacmi azaltılabilir. Uygun yaklaşım muayenede belirlenir.
Lipödemde diz iç yüzünde belirgin yağ birikimi sık görülür. Bu birikim dizler arasında sürtünmeye, yürüyüş biçiminin değişmesine ve zamanla diz eklemleri üzerinde ek yüke yol açabilir; etkilenen dokunun kendisi de dokunmaya hassas ve ağrılı olabilir. Ancak diz ağrısının eklem aşınması ve menisküs sorunları gibi pek çok başka nedeni vardır. Bu nedenle ağrının kaynağı muayeneyle, gerektiğinde ortopedi değerlendirmesiyle birlikte araştırılır.
Lipödemli yağ dokusu diyet ve egzersize vücudun diğer bölgelerindeki yağ kadar yanıt vermez; bu nedenle diyetle geçmesi beklenmez. Kilo veren pek çok kişide gövde incelirken bacaklardaki orantısızlık sürer. Buna karşın sağlıklı kilo yönetimi önemlidir: eşlik eden obezitenin önlenmesi eklemler üzerindeki yükü azaltır ve belirtilerin ağırlaşmasının önüne geçmeye yardımcı olur. Lipödemi tedavi ettiği gösterilmiş belirli bir diyet bulunmamaktadır.
Lipödem deri altındaki yağ dokusunun, lenfödem ise lenf sıvısının birikimidir. Lipödem genellikle iki bacakta simetrik görülür, ayakları büyük ölçüde korur ve dokunmaya hassasiyet ile kolay morarma eşlik eder. Lenfödem çoğu zaman tek taraflı ya da asimetrik başlar, ayak sırtını ve parmakları da tutar ve genellikle belirgin ağrıya yol açmaz. İlerlemiş lipödemde lenf dolaşımı da etkilenebilir ve iki durum bir arada görülebilir.
Seans sayısı; etkilenen bölgelerin genişliğine, alınması gereken doku hacmine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişir. Bir seansta güvenle alınabilecek yağ miktarının sınırı olduğundan, bacakların ve kolların birlikte etkilendiği durumlarda girişimler genellikle birkaç aşamada planlanır. Seanslar arasında, önceki bölgenin iyileşmesine ve kişinin durumuna göre çoğu zaman birkaç aylık süre bırakılır.
Ameliyattan sonra kompresyon giysisi, ödemin kontrolü ve cildin yeni konturuna oturması için genellikle birkaç hafta boyunca gece ve gündüz kullanılır. Ardından kullanım süresi iyileşmenin seyrine göre hekim tarafından düzenlenir. Lipödem kronik bir durum olduğundan, bazı kişilerde iyileşme döneminden sonra da uzun süre ayakta kalınan günlerde ya da belirli saatlerde kompresyon kullanımı önerilebilir.
Lipödem çoğu zaman ergenlik döneminde başlar ya da gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde belirginleşir. Pek çok kadın bacaklarındaki orantısızlığı yıllarca kilo fazlası olarak değerlendirir ve tanı ancak ilerleyen yaşlarda konur. Ailede benzer bacak yapısı bulunan, diyetle azalmayan ve dokunmaya hassas yağlanma tanımlayan kişilerde değerlendirme yapılması, uygun tedavi planının erken konuşulmasına yardımcı olur.
Her iki girişim de aynı temel ilkelere dayanır; ancak amaçları ve planlamaları farklıdır. Estetik liposuctionda hedef bölgesel kontur düzenlemesidir. Lipödemde ise öncelik, ağrı, hassasiyet ve ağırlık hissine yol açan hastalıklı yağ dokusunun hacmini azaltmaktır. Bu nedenle genellikle daha geniş alanlarda çalışılır, lenf yollarını korumaya özen gösteren nazik bir teknik uygulanır ve gerektiğinde girişimler aşamalara bölünür.
Cerrahi planlama; anatomik ölçüler, doku kalitesi ve beklentiler birlikte ele alınarak yapılır.
Diyet ve egzersizle azalmayan bölgesel yağ birikimlerinin cerrahi olarak azaltılması.
Liposuction ile alınan yağ dokusunun işlenerek hacim istenen bölgeye aktarılması.
Lipödem nedir, belirtileri nelerdir, diyetle geçer mi? Kronik bu durumda kompresyon, egzersiz ve lipödeme yönelik liposuctionun…
Op. Dr. Emre Çayci, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında çalışmalarını sürdüren bir cerrahtır. Estetik cerrahinin yanı sıra rekonstrüktif cerrahi ve el cerrahisinin farklı alanlarıyla ilgilenmektedir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi planlaması kişiye özel olarak hekim değerlendirmesi sonucunda yapılmalıdır.
Hangi yaklaşımın uygun olduğu, muayene ve değerlendirme sonrasında kişiye özel olarak belirlenir.
Randevu işlemleri Doruk Sağlık Grubu randevu sistemi üzerinden yürütülmektedir.